Bugun...


ÖZGÜR ÇELİK

facebook-paylas
SESLENİŞ
Tarih: 27-04-2020 18:58:00 Güncelleme: 28-04-2020 09:09:00


Bir gün anladım ki Efesli Herakleitos'un ırmağına doğmakla başlayan oluşumum ortaya çıktığım için ortadan kalkmamım nedeniydi. Henüz ortadan kalkmadığıma göre anlatayım istedim; ve bu düşünceler madem düşünüldü, madem bu duygular duyumsandı tüm bunlar da o oluşun ırmağında benimle birlikte ortadan kalkmasın diye.
 
Herakleitos’un yazımın içinde kendine yer bulabilmesinden anlaşılacaktır ki bilgelik sevgisi hep özel ve ayrıcalıklı bir yer buldu yaşantımda. Sen ona felsefe dedin, ben düşünerek, sorgulayarak, duyumsayarak, duygulanarak, anlayarak ve kavrayarak yaşamak! Plato-Aristotales geleneğine hep saygı duyarak, ussalcı ve duygucu bir çizgide okumalarımı ve yazmalarımı sürdürdüm. Bir de klasikleri hep severek okudum. Şiir, roman ve öykü, yoksul geçen bir gençlikte hayata tutunmanın en masrafsız yolu oldu benim için. Okumanın dışında ve yanında, daha yaratıcı ve daha estetik ve belki de sana göre daha etik uğraşlar elbette vardı ve edinebilirdim de. Dar gelirli bir öğretmen çocuğu olarak hayata başlamış olmak, kitapların dışında pek fazla alana ulaşma olanağı tanımıyor insana.  Sevgilimi şiirle, öyküyle, romanla beslemeliydim gerçekliğimi sindirebilmesi için. Ve felsefeyle güçlendirmeliydim düşünme gücümü,  toplumla baş edebilmek için. Sen de bilirsin böyle olduğunu. Belki de bu yüzden olacak, insan ve insan, insan ve aile, insan ve toplum, insan ve devlet ilişkilerine bakışım hep entellektuel, etik ve estetik açıdan sorun doğuracak bir tarzda oluştu. Yani muhalif çizgimi korumak ve bu muhalif çizgimle itiraz eden, karşı çıkan konumunda yaşamımı sürdürmek zorunda kaldım. Altyapı-üstyapı gevezeliklerine pek prim vermeden, demokratik, laik , sosyal bir hukuk devletine olan özlemi paylaştım, insan haklarına saygı düzleminde siyasi yelpazede kendime yer aradım. Pek bulamadım. Sanata ve özellikle felsefeye -biraz önce bilgelik sevgisiydi!-  olan düşkünlüğüm beni hep “öteki” kıldı. Hep ötede kaldım.
 
Hep o bahsettiğim öteki tarafta kalmanın kendi dışımdaki nedenleri üzerinde kafamı yorarken, birden kendi dışımızda aradığımız nedenlerin, gerçeği anlamlandırmaya yetmediğini, gerçekliğimizi kavramada eksik kaldığını ayrımsayıp, kendime dönmek ve kendimi irdelemek zorunda kaldım. Belleğime sinmiş ve silikleşmiş bir anıyı birdenbire tüm canlılığıyla gözlerimin ve ardısıra bilincimin önüne getirmemi sağlayan, sıradan bir günde aldırışsız gözlerle baktığım siyahbeyaz bir aile resmiydi. Babamın ve annemin ailesini tüm fertleriyle bir arada gösteren bu resim, içinde bir köşede ben de vardım, çocukluğumda memleketime ilk gittiğimde çekilmişti.
 
 
 
Resimde kimler yoktu ki! Dedeler, neneler, halalar, dayılar, amcalar, yengeler, teyzeler, kuzenler, torunlar, eltiler, görümceler… Herkes bir arada olmanın sevinci ve ertesi yıl tekrar bir araya gelineceğinin umuduyla gülümseyerek objekife siyahbeyaz bir poz vermişlerdi. Fakat dönüşte, annemin herkese sarılarak ağlayıp ayrılmasına bir türlü anlam verememiştim. Yıllar sonra memlekete tekrar gittiğimde, acı olan o gerceği tüm çıplaklığıyla kavramıştım. Annemin o gün kardeşlerine sarılıp ağlayarak ayrılmasının nedeni, bir daha o resimdeki gibi bir araya gelebilmelerinin onlar için bir olasılıktan öteye geçememesiydi. O resimdeki insanların bir çoğu çoktan ölmüşlerdi ve o aile, bir daha o resimdeki gibi, bir araya gelememişti. Ve önünde o resmin çekildiği ev çoktan yıkılmış, ve yalnızca iri kesme taştan birinci katın yıkık duvarları kalmıştı. Göç veren bir yörenin yoksul ailelerinin yalnızlık ve çaresizlikle belirlenmiş mirasını sırtımda bir yazgı gibi taşıdığımı anlamıştım. Bazı şeyleri ilk defa ve bir defa yaşıyabiliyorduk. Bundan fazlasına yaşantımız izin vermiyordu ve bizim ailelerimizin yazgısı bu biriciklik idi. Biz de birey olarak bu yazgıyla belirlenmiş bir hayatı ya da tek başınalığı yaşıyorduk. Yalnızdık. Onlar da yalnızdı. Babamın, yatılı ögretmen okulu dönüşü, arkadaşıyla bir sapakta yollarını ayırması geldi yerleşti usuma. O yol ayırımı, sadece farklı yollara yürüyüşün bir başlangıcı değil, bir daha aynı hayat içinde karşılaşamayışın da bir başlangıcıydı. Diğer köye yönelen o diğer öğrenci, tipide boğulmuş ve ancak baharın gelişiyle, sığındığı kulübedeki donmuş bedenine, o kulübeye bir tilkinin girip çıkması sayesinde ulaşılabilmişti. Donmuş bedeninin yanında ısınmak için tutuşturmaya çalıştığı ve alınması için belki evin tek ineğinin de satıldığı ders araç ve gereciyle. Şimdi senin o hep rengini sevdigimi sana söylemekten musmutlu olduğum saçlarına ve içine düştüğüm andan beri her anın içinde sana aşık olduğum gupguzel gözlerine bakarken, o insanın da benim seni sevdiğim gibi, sevgilisini sevebilmesinin neden olanaksız kılındığını anlamlandırmaya çalışıyor ve fakat bir yanıt bulamıyorum. Böyle anlarda bir Tanrı’ya, adil bir Tanrı’ya gereksinimim her zamankinden daha fazla oluyor.
                        
 
Yine de yaşama, yaşanılan hayata, hayat sanılıp yaşanılana, hep gülümseyerek ve çelişkileri görerek ve anlamlandırıp anlatarak yaklaşmaya çalıştım ve çabaladım. Anladıklarımı içselleştirip yaşantıma katmaya çalıştım. Başarıp başaramadığımı bilmiyorum. Hoş sohbetlerin insanı oldum ve fakat dayanma sınırlarını hep zorladım. İnsanların düşünme tembelliği içinde debelenmeleri benim en büyük rahatsızlık kaynağım oldu. Düşünmek ve düşündürmek zevk aldığım, yaşadığımı hissettiğim belki de tek uğraştır. Bu uğraş sonucu olsa gerektir, ikna kabiliyetim ve karşımdakini çözümleyebilme yetim oldukça gelişti. Descartes okumalarım sırasında, hayretten ve şaşkınlıktan önce gözlerimi, sonra tüm beyin hücrelerimi iri iri açmama neden olan öyle ilginç bir tümceye rastgeldim ki, tüm hayatım birdenbire ışıl ışıl oldu. Elbette bir kitap okudum hayatım değişti söylencesine gönül düşürmeyecek bir tutumla, belirtmek isterim ki, bu tümce, o güne kadar sezinlediğim ve fakat bir türlü anlamladırma becerisini gösteremediğim o büyük düşünceyi önüme kendiliğinden bırakıyordu. Ömrümün geri kalanını daha yaratıcı ve yararlı uğraşlar için geçirebilme ve anlamlandırma gücünü veren bir düşünce idi ve kristalize edilmiş bir şekilde önümde duruyordu. Bir çiğ tanesinin, üzerinde konakladığı ve bir an için kendinin kıldığı yaprağından sıyrılıp  göle düşmesi gibi, gönlüme düşmüştü. Onu okudum, anladım ve kendimin kıldım. İçselleştirip özselleştirdim. İnsanların sadece ve sadece düşünebildikleri için eşit olduklarını anlatıyordu. İnsanların arasında eşitsizliğin kaynağı olarak öne sürülen, belki tarihsel olarak bir anlam ve değer taşıyan ama gerçekte insan kavramıyla çelişen tüm ayrımlar, birey olan, özne olan insan düşünebildiği için yenilip, ortadan kaldırılıp aşılabiliyordu. Din,  dil, ırk, cinsiyet, sınıfsal konum, renk, felsefi görüş, siyasi inanç vb.’ni anlatan, tarihsel olarak ortaya çıkmış ve oluşturulmuş hiçbir ayrım bir engel, bir sınır olarak düşüncenin önünde direnemiyor,  ezilen, itilen ve aşağı konumda tutulan insanı, bu konumda sonsuza kadar tutmayı başaramıyordu. “_Sen kadınsın anlayamazsın!” deniliyordu, birey olan kadına; ve fakat o anladığını biliyor, görüyor ve karşı çıkıyordu, yalnızca ve yalnızca düşüncesiyle. Ezilen, itilen ve aşağılanan bir insan olarak,  ve yalnızca bir insan olarak düşünebiliyordum ki, ben de eşit haklara sahibim ve özgürleşebilirim.
 
 
 
Fakat sonuçta başaramadığım konu, düşünme biçimim ile yaşama biçimim arasındaki çelişkinin gerginliğini üretici ya da yaratıcı bir uğraşla ortadan bir türlü kaldıramamam oldu. Hukuk bilimi ve onun ülkemizdeki uygulaması kendi içinde taşıdığı eksiklik ve yetersizlikler ve de benim gönülsüzlüğüm ile birlikte, ve de yalnızca hukuk bilimiyle yetinemeyişim nedeniyle, kendimi bu alanda dolu dolu var edebilme olanaklarımı serimleyebildiğim bir alan açmama izin vermedi. Bu yüzden olsa gerek, hukukçu olmayı sevdiğim ve fakat uygulamayı bir türlü sevemediğim için, savunmanlığı da isteyerek ve gönlümce yapmadım ya da yapamadım. Düşünmeyi, düşündürmeyi, gülmeyi, güldürmeyi, gülümserken düşünmeyi ve düşündürürken güldürmeyi biliyor ve seviyorum. Bu durum beni oyalanmaya itiyor. Dünyanın en tecimsel olgusunu, insanı ilgilendiren bir konuda gerçekleşecek bir iletişime,  belki de bir kendi kendimle söyleyişiye gönül rahatlığıyla ve gözümü kırpkmadan ve tereddütsüz feda edebildim, ediyorum ve eminim ki hep de edeceğim.
 
 
 
Sana hep yazmamın, sana hep ulaşmak istememin, sana hep seslenmemin, senin düşüncelerin ve duyguların arasında bir yer bulabilmek istememin, senin yüreğinde sevgi, aklında özgürlük olmak isteyişimin ve belki de duyarlılığını uyarma çabamın ereği de bu noktada kendini ortaya seriyor. Anlamayı, anlaşılmayı ve anlatmayı seviyorum. İnsanlarla iletişim içinde olmayı, onları iğnelemeyi, Sokrates tarzında sorularla düşündürmeyi, çelişkiye düşürmeyi, düştüğü çelişkiden aklın yoldaşlığıyla beraberce çıkmayı, çıkarken gülmeyi ve güldürmeyi, gülümseyişin kendisini seviyorum. Anlatan ve konuşan bir insanım. Kendi kalabalıklarıma karışmak ve kendi kalabalıklarımda yalnızlığımı kendimden gizlemek ve oyalanmak istiyorum. Yalnızlığımızı kalabalıklar arasında gizlemek, Tanrı’yla olan rövanşımızı Faustvari bir tarzda ve Mefistoca bir bilgelikle çözümleyebilmek  son teselli belki de, içinde kendi seçimimiz olmayan bir şekilde varolduğumuz bu hayatı yaşadığından dolayı hep bir özre ihtiyaç duyanlar için. Değil mi? Sen ve ben, birer birey olarak, düşünen ve düşünülen olarak şu an düşünce düzleminde karşı karşıyayız ve bunu şimdilik yalnızca  ben istedim. Buraya kadar belki de sana karşı haksız bir konumdayım. Senin istencin benim istencimle örtüştüğünde, örtüşebildiğinde belki de beni bu haksız ve olmaktan hoşnut olmadığım durumdan çıkmamı sağlamış, eşit ve özgür insanların iletişimini gerçekleştirmiş olacağız. Elbet, sen de istersen. İlgili olursan, beni ve ümit etmek isterim ki kendini mutlu etmiş ve belki de içtenlikli bir insan edinmiş olursun. Okurken sevdiğimiz, durumunu anladığımız, neden hep bu insanlar bu yazgıları yaşar veya yaşamak zorunda kalır, dediğimiz; yazar ne güzel betimlemiş, bu karakteri, ne kadar yaratıcı bir şekilde oluşturmuş dediğimiz, roman kahramanları vardır. Yeri gelir Balzac’ın Lucien’idir bu kahraman, yeri gelir Dostoyevski’nin Prens Mişkin’i, Aragon’un Elsa’sı, Dante’nin Beatrice’si ya da Cervantes’in Sancho Pancho’sıdır. Ve hepimizin muhakkak bir Tobassolu Dulcine’si vardır, herkesin yalnızca bir köylü kızı olarak gördüğü, ama bizim için uğruna tüm savaşların verilmesi gerektiğine inandığımız ölümsüz aşkımızın kadını. Herkesle kavgamızın eksik dışavurumudur, aşkımızın o anda, o bireyde tenselleşmiş olması. Madam Bovary’de günahın, Vadideki Zambak’ta erdemin kadınına aşık olur , Anna Karanina’da erdemle günahın bireşiminin doruğuna ulaşırız, gerçek hayatta henüz bir kızın elini bile tutmadığımız halde. Ama bir gün, bir ses ya da yazı  olarak ulaşır bize Raskolnikov ve ondan hemen nefret ederiz. Çünkü en çok gizlemek istediğimiz, en saf, arı ve yalın kendimizle, vicdanımızla yüzyüze bırakmıştır bizi bu anı karşılaşış. Lütfen hemen karar verme! Bekle biraz, düşün benim bir birey olarak gerçeğimi ve yazgımı. Ne anlatmak istiyorum?  Neden yazıyorum? Neden bir başkasına değil de sana yazıyorum? Anlamaya çalış, o romanı okurken anlamaya çalıştığın ve duyumsadığın gibi. Birilerinin, bir gün bir yerde, yalnızca kendilerini düşündüğü için bir diğerine, belki de bilmeden verdikleri, ama verebileceklerini öngördükleri halde engellemedikleri zararı. Ve aynı güneşin altında, bunun, her gün ve her an birilerince defalarca tekrarlanarak yapıldığının bilinciyle, bir kez olsun biz yapmayalım bir diğerimize. O yüzden beni kalabalıklarıma kavuşturabileceğine inancım, her nedense, var. Sadece en insan yanlarımı onlara sunarak onlardan gizlenebilmem için. O kalabalıklarla eksik kalmış bir savaşımım var, tamamlamaya henüz ömrümün ve bilincimin yetmediği.
 
Ne kadar istenmedik bir konumdayım, insanlar karşında, düşünebiliyor musun? Şimdi bana sen neden hep böylesin diye sorabilirsin. Bu soruyu sormakta o kadar ve sonuna kadar haklısın ki! İnan, yıllardır o soruyu ben de kendime soruyor ve yanıtını bulmaya çalışıyorum. Bilebildiğim tek şey bir tek sende kendim olduğum ve kendimi bulduğum. Bu bulunuşumun izini yalnızca bana gülümseyen gözlerinde sürdüm sadece...
 
Seni özgürlüğün olduğum ve olabildiğimce seviyorum. Övüncümsün sevgilim...


Bu yazı 17052 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Trabzonspor 30 21 2 7 58 26 70 +32
2 Konyaspor 30 16 7 7 48 33 55 +15
3 Fenerbahçe 30 15 7 8 50 35 53 +15
4 Alanyaspor 30 14 9 7 55 47 49 +8
5 Adana Demirspor 30 13 8 9 46 32 48 +14
6 Başakşehir FK 30 14 11 5 42 31 47 +11
7 Hatayspor 30 14 11 5 48 46 47 +2
8 Beşiktaş 30 12 8 10 44 39 46 +5
9 Fatih Karagümrük 30 12 11 7 36 43 43 -7
10 Antalyaspor 30 11 11 8 34 36 41 -2
11 Sivasspor 30 10 10 10 40 38 40 +2
12 Gaziantep FK 30 11 12 7 40 42 40 -2
13 Kasımpaşa 30 10 12 8 45 43 38 +2
14 Kayserispor 30 10 12 8 43 48 38 -5
15 Galatasaray 30 10 12 8 40 45 38 -5
16 Giresunspor 30 10 15 5 32 37 35 -5
17 Altay 30 8 17 5 31 43 29 -12
18 Göztepe 30 7 17 6 36 50 27 -14
19 Çaykur Rizespor 30 7 18 5 29 55 26 -26
20 Yeni Malatyaspor 30 5 20 5 23 51 20 -28
Takım O G M B A Y P AV
1 MKE Ankaragücü 28 18 5 5 43 20 59 +23
2 Ümraniyespor 28 17 7 4 47 27 55 +20
3 Bandırmaspor 28 15 9 4 42 25 49 +17
4 İstanbulspor 27 14 8 5 44 30 47 +14
5 Eyüpspor 28 12 6 10 41 30 46 +11
6 BB Erzurumspor 28 12 8 8 41 33 44 +8
7 Samsunspor 27 11 7 9 45 35 42 +10
8 Adanaspor 28 10 10 8 32 28 38 +4
9 Manisa FK 28 10 11 7 31 34 37 -3
10 Boluspor 27 9 10 8 31 31 35 0
11 Keçiörengücü 27 9 10 8 34 36 35 -2
12 Menemenspor 28 8 9 11 36 44 35 -8
13 Tuzlaspor 27 9 11 7 24 28 34 -4
14 Gençlerbirliği 27 10 13 4 32 42 34 -10
15 Kocaelispor 27 9 12 6 26 33 33 -7
16 Altınordu 28 10 17 1 31 51 31 -20
17 Denizlispor 27 8 13 6 26 39 30 -13
18 Bursaspor 27 7 13 7 29 40 28 -11
19 Balıkesirspor 27 3 22 2 20 49 11 -29
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 02/04/2022 Giresunspor vs Sivasspor
 02/04/2022 Altay vs Antalyaspor
 02/04/2022 Kayserispor vs Fenerbahçe
 02/04/2022 Galatasaray vs Fatih Karagümrük
 03/04/2022 Kasımpaşa vs Gaziantep FK
 03/04/2022 Alanyaspor vs Çaykur Rizespor
 03/04/2022 Konyaspor vs Göztepe
 03/04/2022 Trabzonspor vs Beşiktaş
 04/04/2022 Başakşehir FK vs Yeni Malatyaspor
 04/04/2022 Hatayspor vs Adana Demirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/04/2022 Tuzlaspor vs Ümraniyespor
 02/04/2022 Boluspor vs Manisa FK
 02/04/2022 Keçiörengücü vs Bursaspor
 02/04/2022 İstanbulspor vs Gençlerbirliği
 02/04/2022 Samsunspor vs Bandırmaspor
 03/04/2022 Kocaelispor vs Denizlispor
 03/04/2022 Balıkesirspor vs BB Erzurumspor
 03/04/2022 Altınordu vs Adanaspor
 03/04/2022 MKE Ankaragücü vs Eyüpspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/03/2022 Adıyaman FK vs Turgutluspor
 26/03/2022 Afjet Afyonspor vs Sakaryaspor
 26/03/2022 Ankaraspor vs Bayburt Özel İdare Spor
 26/03/2022 Bodrumspor vs Etimesgut Belediyespor
 26/03/2022 Diyarbekir Spor vs Ergene Velimeşe
 26/03/2022 İnegölspor vs Kahramanmaraşspor
 26/03/2022 Niğde Anadolu FK vs Serik Belediyespor
 26/03/2022 Somaspor vs Sarıyer
 26/03/2022 Van Spor FK vs Çorum FK
 26/03/2022 1461 Trabzon FK vs Sivas Belediyespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/03/2022 Sancaktepe FK vs Belediye Kütahyaspor
 27/03/2022 Artvin Hopaspor vs Başkent Gözgözler Akademi FK
 27/03/2022 Çatalcaspor vs Arnavutköy Belediye
 27/03/2022 Elazığspor vs Erbaaspor
 27/03/2022 Kahta 02 Spor vs Batman Petrolspor
 27/03/2022 Karaman Belediyespor vs Fatsa Belediyespor
 27/03/2022 Nevşehir Belediyespor vs Hendek Spor
 27/03/2022 Osmaniyespor FK vs Bergama Belediyespor
 27/03/2022 1954 Kelkit Bld.Spor vs Bursa Yıldırımspor
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI